Mesleki Gelişim Akademisi ve Bilinç Serisi Projesi Çerçevesinde İlk Panel Gerçekleştirildi


Projenin ikinci aşaması olan Bilinç Serisi öncelikle yükseköğrenim öğrencileri dikkate alınarak hazırlandı. Seri paneller şeklinde devam edecek projenin Bilinç Serisi kısmında dört panel yapılması planlanmıştır. Bu panellerin birincisi 21.10.2023 tarihinde Turgut Özal İş Merkezinde gerçekleştirildi. Panele lise ve üniversite öğrencileri, Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim elemanları, Çorumlu hemşerilerimiz ve Çorum Müftülüğü personeli katılım sağladı. 

Moderatörlüğünü Çorum İl Müftü Yardımcısı Fatih Kaya’nın yaptığı Panel’e Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Elemanları’ndan Öğr. Gör. Dr. Abdullah Çakır, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Hicabi Seçkiner ve Doç. Dr. Yunus Öztürk konuşmacı olarak katıldılar. 

Dr. Abdullah Çakır “İnanma İhtiyacı” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Çakır konuşmasında; İnanmanın hem dünyevi hem uhrevi işlerde ve düşüncelerde bir gereklilik olduğunu, doğru inanca sahip olmanın yolunun ise Allah'a niyaz halinde bulunmaya bağlı olduğunu ve bunu gösteren güçlü deliller bulunduğunu ayrıca bu delillerin gösterdiği unsurlara güvenmenin inanma ihtiyacına cevap vereceğini ifade etti.

Doç. Dr. Yunus Öztürk konuşmasında “Kulluk Bilinci” konusunu işledi. Öztürk Kulluk Bilincinin kulluğumuzu sürdürdüğümüz bilinç ile kulluğumuzun kazandırdığı bilinç şeklinde iki anlama gelebileceğine değinerek konuşmasına başladı. Öncelikli olduğu için kulluğumuzu sürdürdüğümüz bilinç kısmına odaklandı. İnsanın bulunduğu her sosyal ortamda bir kimliğe sahip olduğunu; bu ortamdan ayrıldığında ilgili kimlikten sıyrıldığına değinen Öztürk, kulluğun hayat devam ettiği müddetçe her daim devam eden bir kimlik olduğunu belirtti. Kulluğu daima Rabbin huzurunda bulunma hali şeklinde niteleyen Öztürk, Hz. Peygamber’in (sav.) “Allah'a onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor.” şeklinde tanımladığı ihsan ile Kulluk bilinci arasında ilişki kurdu. Daima huzurda olma bilincini kazandıracak, bu bilinci sürdürmemize yardımcı olacak ve kulluğumuzdan lezzet almamızı sağlayacak anahtar kavramın “şükür-teşekkür” olduğuna vurgu yaptı. Kulluğun çeşitli boyutları olduğuna değinen Öztürk, kulluk bilinci için “şükür” kelimesini neden anahtar olarak seçtiğini ise bizler için en iyi örnek olan Efendimiz’in (sav.) hayatından bir örnekle açıkladı. Bu örnekte Öztürk, Hz. Aişe’nin (rah), kulluğumuzun bir boyutu olan namaz ibadetini yerine getiren Efendimiz’e (sav.) geceleri uzun süre namaz kılmasının, kıyam ve rükuda bulunmasının nedenini sorduğunda Efendimiz’den (sav) gelen “Rabbine şükreden bir kul olmamayayım mı!” cevabını hatırlattı. Bu cevaptan hareketle Efendimizin (sav.) örnekliğinde arzulanan Kulluk Bilinci’nin “şükür” ile yoğrulmuş olması gerektiğine yer vererek konuşmalarını tamamladı.

Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Hicabi Seçkiner ise “İbadetlerin Külfet Boyutu” başlığı altında sunumunu gerçekleştirdi.  Seçkiner konuşmasında şunları söyledi: Külfetin iki boyutu vardır: Birincisi, Allah Tealanın meşakkat hükmü ile kolaylığı istemesi sonucu ortaya koyduğu külfet olup dinin koyduğu hükümlerin insanlara meşakkat vermeyi hedeflemediğini belirten birçok âyet ve hadis bulunmaktadır. Örneğin; “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.” İkincisi, kulların ibadetleri ifa ederken zorlanma sıkılma ve usanma anlamında içimizde taşıdığımız külfet. İnsan açısından bakıldığında ibadetin tabiki külfeti zorluğu olacak. Namazın nefse ağır gelmesi, oruç ifa edilirken açlığın zorluğu gibi. Ancak bunların külfetine dayanmak zorundayız. Zira bu külfete karşılık Allah bize dünya hayatını ifa ederken evreni boyun eğdirmiş, nimetleri ayaklarımıza sermiş bize haz ve mutluluğu bahşetmiştir. Modern toplumun en büyük problemlerinden birisi işte bu noktadır ki; bizler hazları karıştırmışız. Aslında gerçek haz ibadetlerde iken biz hazzı Allahın mubah ya da haram kıldığı sahalarda aramaktayız. Sonsuza kadar yesek içsek bir sadakanın, bir yardımlaşma ve paylaşmanın mutluluğunu bize veremez. Biz kendi elimizle ibadetleri külfet görerek ondan alacağımız haz ve mutluluğun yerini değiştirip dünyalık hazlara geçtik. Aşırı özgürlük, aşırı tüketim ve israf ibadetlerin yerini aldı. Sonunda bireysel olarak ibadetlerde külfetlerden kaçınmamız bizi toplumsal olarak rehavete sürükledi ve buda bizde kendimize, dine, evrene, doğaya ve yaratıcıya karşı fütursuzca davranan, dumura uğramış ve yozlaşmış bir halin teşekkülüne sebep olmuştur.

Konuşmacılar, sunumlarının ardından dinleyicilerden gelen soruları cevapladı. Panel, Müftü Yrd. Fatih Kaya’nın panelistlere teşekkürü ile sonlandı.




HIZLI ERİŞİM

Instagram X Facebook Youtube
Bayrak